Musul Kerkük Ve Kanuni Sultan Süleyman

Türkistan Türklerinin batıya yönelmeleri ve Tuğrul ve Çağrı beylerle başlayıp Alparslan ile sonuçlanan Anadolu üzerine akınları, burayı bir Türk ülkesi haline getirirken, bu “Türkleşme” hâdisesinden, yol üzerindeki Musul-Kerkük de nasibini almış ve bölge bir Türk yurdu haline gelmiştir.

Musul Kerkük Ve Kanuni Sultan Süleyman

Büyük Selçuklu Devleti’nden sonra, Osmanlı Devleti hâkimiyetine kadar geçen süre içinde Musul-Kerkük bölgesinde Irak Selçukluları, Zengiler, Erbil Atabeyliği, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevîler gibi bir çok Türk devleti kurulmuş ve bu devletlerin hâkimiyetleri döneminde de Türkistan’dan gelmeye devam eden Türkmenler sayesinde bölgedeki Türk nüfusu önemli miktarda artmıştır. Bu dönem içinde Moğol istilası ve Timur’un akınları ile de önemli sosyal değişiklikler ve çalkantılar yaşanmıştır. * Yavuz Sultan Selim tarafından 1517 yılında Osmanlı ülkesine katılan Musul ve Kerkük şehirleri, sahip oldukları konum ile gittikçe artan bir önem kazanmışlar ve Kanunî Sultan Süleyman döneminde Musul’un eyalet haline getirilmesi kararlaştırılmıştır. * Musul-Kerkük bölgesi, XIX. yüzyıldan itibaren, coğrafî konumu ve yeraltı zenginlikleri ile yabancı güçlerin dikkatini çekmeye başlamış, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiliz ve Fransızlar için mutlaka ele geçirilmesi gereken bir bölge haline gelmiştir. Nitekim bu yolda faaliyete geçen İngiltere, Osmanlı Devleti’nin savaşın mağlupları arasında yer almasından istifade ederek, Musul-Kerkük bölgesi üzerinde hâkimiyet kurmak için her türlü yolu denemekten kaçınmamıştır. Galip olmanın verdiği avantajları kullanarak, askerî açıdan durumunu sağlamlaştırdıktan sonra bölge halkına da kendini kabul ettirmenin yollarını arayan İngiltere, bölgenin etnik ve dinî yapısının IX çeşitliliğini kullanıp, yüzyıllardır ciddî bir problem olmadan Musul ve civarını yöneten Osmanlı Devleti ile halkın arasını açarak hedefine ulaşmanın yollarını aramıştır. Bu doğrultuda Türk olmayan Müslüman ve gayr-i Müslim unsurlar arasına ayrılık düşüncesi yerleştirilmeye çalışılmış; Türk olmayan unsurlara “milliyet”, Müslüman olmayanlara da “din” propagandası yapılarak, hemen hemen bin yıldır Türk toprağı olan bu bölge, Osmanlı Devleti’nden koparılmaya çalışılmıştır. İngilizlerin bu propagandasından etkilenen halkın bir kısmı ile bazı menfaat sahipleri İngilizlerle işbirliğine girmişler ve tebaası oldukları Osmanlı Devleti’ne karşı mücadeleye başlamışlardır. Fakat bölgenin sağduyulu ve devlete sadık ahalisinin çoğunluğu bu oyuna gelmeyerek, Osmanlı Devleti yönetimi altında yaşamak istediklerini bildirmişler, hatta kimi zaman devletin kontrolü dışına dahi çıkarak, İngilizlere karşı silahlı mücadeleye girişmişlerdir. Doğudan batıya akan Türk topluluklarının yerleştikleri Musul bölgesinde ayrıca Kürtler, Araplar, Süryanîler, Keldanîler, Yakubîler ve Ermeniler gibi çeşitli din ve milletlerden toplumlar da yaşamaktaydı. Bu toplumların din ve milliyet farklılıkları öne sürülerek Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtılmaları daha kolay olduğundan, İngilizler özellikle bu konu üzerinde durmuşlardır. Bölgede yaşayan Türk unsurunun devlete karşı önemli bir problem çıkarmamış olmasından dolayı, özellikle ahali ile ilgili problemler üzerinde yoğunlaşmış olan Osmanlı vesikalarında fazla yer işgal etmediği görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü sınırlarının büyük ölçüde belirlenmiş olduğu Lozan Konferansı görüşmeleri sırasında da Musul konusu uzun tartışmalara sahne olmuş, ancak bu konferans sonunda Musul’un statüsü ile ilgili kesin bir sonuç alınamadığından, konunun Lozan Konferansı’ndan sonraki bir tarihte sonuca bağlanması kararlaştırılmıştır. Nitekim Musul bölgesi, 1926 yılında yapılan “Ankara Antlaşması” ile, petrol üretiminden Türkiye’ye bir takım haklar X tanınmakla birlikte, İngiliz mandası altında kurulan Irak Devleti’ne bırakılmıştır.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık